Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
Zeus

Kelimede Anlam Nedir

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
KELİME BİLGİSİ
KELİME (SÖZCÜK)

Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır.

KELİMEDE ANLAM
Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.

Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:

Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım.

1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM)

Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna "temel anlam" da denir.

Meselâ, “ağız” dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. “göz” kelimesi de öyle.

Soğuktan su boruları patlamış.
Ayağında eski bir spor ayakkabı var.
Biraz sonra toprak bir yola girdik.
Kanadı kırık bir martı gördüm.
Soğuk sudan boğazı şişmişti.
Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.
Dün gece erken yattım.
Sıcak çorbayı içince rahatladım.
Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.
Ahmet’in burnu iyi koku alır.
Ağzında yaralar oluşmuştu.
Elini hırsla masaya vurdu.
İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.
Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.

2. YAN ANLAM

Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.

Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “iğnenin gözü”, “çantanın gözü”, masanın gözü” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.

Meselâ, “düşmek” kelimesi “Meyveler tek tek yere düştü” cümlesinde temel anlamda; “Çocuğun pantolonu düşüyordu”, “Bu yılın ilk karı düştü” ve “Kavakların gölgesi yola düştü” cümlelerinde yan anlamdadır.

Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf)
Gülün tomurcukları sabahleyin patlamış.
Uçağın kanadı havada parçalanmış.
Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.
Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum.
Köprünün ayağına bomba koymuşlar.
Şişeyi boğazına kadar doldurdu.
Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim.
Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı.
Yokuşun başına kadar koştuk.

Somutlaşma ve soyutlaşma: Dilimizde kelimeler sadece bir anlamda kullanılamaz. Yani bir kelime birden fazla yerde ve çok farklı anlamlarda kullanılabilir. Onun için somutlaşma ve soyutlaşma, dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür. Somut anlamıyla “geçilen yer” demek olan “yol” kelimesi “yöntem, metot” anlamına gelerek soyutlaşmıştır.

Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb

3. MECAZ ANLAM

Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.

Bu konuyu bir daha açmayacağım.
İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.
Derdim çoktur, hangisine yanayım.
Doktora boş gözlerle bakıyordu.
Bu şarkıya bayılıyorum.
Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.
Yakında savaş patlayacak.
Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk.
İnce işlere aklım pek ermiyor.
Kitapları taşırken kolum koptu.
İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu.
Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.
Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.
Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.

Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarması da denir.

“Kurban olam, kurban olam
Beşikte yatan kuzuya” (açık istiare)

“Tekerlekler yollara bir şeyle anlatıyor.” (kapalı istiare)

İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl
Saçını kestir demedim mi?
Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.
Ayağını çıkarmadan girebilirsin.
Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.
Orhan Veli’yi okur musun?

4. DEYİM ANLAM

Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.

Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?
Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.
Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.
Her gördüğüne dudak büküyordu.
Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.
İki genç adam boğaz boğaza geldi.
Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.
Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.
Sonunda korktuğumuza uğradık, çocuk kayboldu.
Matematiği aklım almıyor.
Çocuk ağzı açık beni dinliyordu.
Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.
Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.
Bizimkinin iyice çenesi düştü.
Göze girmek için her şeyi yapıyor.
İşin ağırlığın gözümüzü korkutmuştu.
Bu soruya kafa yormanı istemiştim.
Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.
Burası çok ayak altı, şurada duralım.

Deyimlerin özellikleri:
a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.

Meselâ "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez,
"ocağına incir ağacı dikmek" yerine "ocağına çam ağacı dikmek" denilemez,
"ayıkla pirincin taşını" yerine "ayıkla bulgurun taşını" denilemez,
"dilinin altındaki baklayı çıkar" yerine "dilinin altındaki şekeri çıkar" denilemez,
"tüyleri diken diken ol-" yerine "kılları diken diken ol-" denemez.
Ama istisnalar yok değildir: “baş başa vermek” ve “kafa kafaya vermek” gibi.

Araya başka kelimeler girebilir:
“Başını derde sokmak” Başını son günlerde hep derde soktu.

b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: “Çam sakızı çoban armağanı”, “dili çözül-”, “dilinde tüy bit-”, “dilini yut-”

c) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.

1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:

ağzı açık, kulağı delik,
eli uzun, kaşla göz arasında,
bulanık suda balık avla-, dikiş tutturama-,
can kulağı ile dinle-, köprüleri at-,
pire için yorgan yak-, pişmiş aşa su kat-,
kafayı ye-, aklı alma-,
akıntıya kürek çek-, ağzı kulaklarına var-,
bel bağla-, çenesi düş-,
göze gir-, dara düş-,

2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.

Yorgan gitti, kavga bitti.
Dostlar alışverişte görsün,
Çoğu gitti azı kaldı,
Allah bana ben de sana,
Atı alan Üsküdar'ı geçti,
Tut kelin perçeminden,
Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı,
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.
Ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?,
Ne şiş yansın ne kebap,
Fol yok yumurta yok ..

d) Deyimler özel anlamlı sözlerdir. Deyimler genel yargı bildirmezler. Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar. Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur. Meselâ: "İşleyen demir ışıldar" atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.

e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır. Çantada keklik, ağzı açık, kulağı delik, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap, ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?

Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun ..

f) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:

Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu. (Yüklem)
Damarıma basmadan konuşamaz mısın? (Zarf tümleci)
Aslan payı ona düştü. (Özne, isim tamlaması)
O, dik kafalı biridir. (sıfat tamlaması, sıfat)

g) Kafiyeli deyimler de vardır:

Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı

5. TERİM ANLAM

Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.

Örnek: "Ekvator" kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.
Örnek: kök, mısra, muson.

yüklem, özne, kök, zarf”, dil bilgisi terimleri; “üçgen, daire, çap”, kelimeleri de geometri terimleridir.

Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.

Örnek: "Budala" kelimesi halkın söz varlığında aptal, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.

Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, yan anlamı, deyim anlamı yoktur.

Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.
Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.
Ağacın kökleri çok derinde.
Üçgenin iç açıları toplamı 180’dir.

6. ARGO ANLAM

Sadece belli bir topluluk ya da meslek tarafından kullanılan özel sözcüklerden oluşan dile argo denir.
Argo, dil içinde bir dil gibidir.
Külhanbeylerinin anlaşma vasıtası da denebilir. Küfürle karıştırılmamalıdır.
Argonun varlık sebebi kolay ve çekici anlatımı yakalama isteğidir.
Şekil ev anlamda ölçüsüzlük ve mübalâğa esastır.
Bağımsız ve sorumsuz yaşayışın dilidir de denebilir.
Dışa dönüklük, boşalma, rahatlama argoda sınırsızdır. Her şeye küfür kelimeleri kullanmadan küfredilir.
“Canına yandığımın dünyası” gibi.

abdestini vermek: azarlamak
aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek
röntgenci: kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı olan erkek
piliç gibi: güzel ve sevimli kız
mektep çocuğu: acemi, toy
zokayı yutmak: aldatılıp zarara sokulmak
yutmak: iyice eksiksiz olarak öğrenmek
arakçı: hırsız
bal kabağı: aptal, beyinsiz
torpil, moruk, çakmak (sınıfta kalmak), asılmak...

7. SOYUT ANLAM

Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.

Hayal, rüya, düşünce, menfaat, sevgi, korku, güzellik...

8. SOMUT ANLAM

Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.

Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak...

Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.

“Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum.”
“Adam yıldızlara basa basa yürüyordu.”

9. GENEL ve ÖZEL ANLAM

Genel anlamlı kelimeler birden fazla kelimeyi bünyesinde bulunduran, birden çok türü kapsayan kelimelerdir. Özel anlamlı kelimeler ise daha dar bir anlamı, kesin ve net olarak anlatır. Anlam özelleştikçe kesinlik de artar.

Varlık Ò canlı Ò insan Ò Ahmet
Metin Ò paragraf Ò cümle Ò kelime Ò hece Ò harf


Kelimede Anlam Resimleri

  • 3
    Kelimede Anlam 3 yıl önce

    Kelimede Anlam

Kelimede Anlam Sunumları

  • 3
    Önizleme: 11 ay önce

    YGS Sözcükte Anlam Sunusu/Slayt (PPTX)

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    Sözcükte Anlam ve Kavram (Kelimede Anlam ve Kavram)

    2. Sayfa
    Bugün kalbimi çok kırdığının farkında değil misin? (İncitmek anlamında)Bugün kırdığın beşinci bardak. (Parçalamak anlamında)

    3. Sayfa
    Bu iki cümleye baktığımızda iki farklı anlamda kullanılan “kırmak” eylemini göreceksiniz. Dikkat ederseniz “kırmak” sözcüğü zaman içerisinde farklı anlamlara gelecek şekilde kullanılmıştır. Burada çok anlamlılık kavramına değinelim.

    4. Sayfa
    Çok anlamlılık Dildeki kelimelerin çeşitli anlam değişmeleri, benzetmeler, mecazlar, deyiş aktarmaları vs. yolu ile farklı anlamlara gelecek şekilde kullanılması ile çok anlamlılık ortaya çıkar. Yukarıda verdiğimiz “kırmak” sözcüğü buna örnektir. Yazılışları aynı olan “kırmak” kelimeleri farklı anlamlarda kullanılmıştır. Bu da çok anlamlılık demektir.

    5. Sayfa
    SÖZCÜKTE ANLAM / KELİMEDE ANLAM1. Sözcükte Anlam Özellikleria. GerçekAnlam/TemelAnlam b. Yan Anlamc. Mecaz Anlamd. Terim Anlam2. Sözcükler Arası Anlam İlişkileria. Eşsesli Kelimeler (Sesteş)b. Zıt Anlamlı Kelimeler (Karşıt)c. Eş Anlamlı Kelimeler (Anlamdaş)d. Yakın Anlamlı Kelimeler3. Sözcük Anlamıyla İlgili Temel Kavramlara. Genel ve Özel Anlamlı Sözcüklerb. Somut ve Soyut Sözcüklerc. Nitel ve Nicel Anlamlı Sözcüklerd. Ad Aktarmasıe. Dolaylamaf. Güzel Adlandırmag. Deyim Aktarması(Duyular Arası Aktarım)4. Söz Öbeklerinde Anlama. Deyimlerb. Atasözleric. İkilemelerd. Yansıma Sözcükler

    6. Sayfa
    1. Sözcükte Anlam ÖzellİklerİGERÇEK ( TEMEL ) ANLAM

    7. Sayfa
    Sıcakta bu kadar durursan burnun kanar tabii.Konuşurken elini ve kolunu biraz rahat bırak.Bu kırdığın kaçıncı bardak?Bu dolabın içi neden boş?Benimle konuşurken yüzüme bak.Su güneşin altında bekleye bekleye epey ısınmış.Yemek çok sıcak, soğumasını bekle.Kâğıdın kenarı çok keskin, elini kesmesin dikkat et.Bu yatak çok sert, belimizi ağrıtır.Şekeri fazla mı koydun, çok tatlı olmuş.Yemeğe biraz acı koyar mısın?

    8. Sayfa
    YANANLAM

    9. Sayfa
    Bir sözcüğün ilk anlamından çok uzaklaşmadan kazandığı yeni anlamdır. Sözcük ilk anlamına bir benzerlik ilgili ile veya çağrışım yapacak şekilde bağlı olmalıdır. Sözcüğün ilk anlamını çağrıştırmalıdır. Genelde insandan doğaya aktarım şeklinde karşımıza çıkar. Ayrıca bir sözcüğün birden çok yan anlamı olabilir. 

    10. Sayfa
    Makinenin kolu bozulmuş.Kapının kolu kırıldığı için yenisini taktık.Ev denize bakıyor. (Ev yön olarak denize cephe olduğu için “bakmak” sözcüğü yan anlamda kullanılmıştır.)Eline biraz para sıkıştırıp savmış başından.Yol ağzında inebilir miyim?Çanta ağzına kadar parayla doluydu.Masanın ayaklarındaki vidalar gevşemiş.Lavabonun altına dirsek almaya gidiyorum.Senin için henüz boş bir kadromuz yok.Bakın çocuklar, İstanbul Boğazı’ndan geçiyoruz.

    11. Sayfa
    MECAZ ANLAM Sözcüğün ilk anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır mecaz anlam. Sözcük ilk anlamından uzaklaşarak yeni bir anlam kazanmıştır. Mecaz anlamlı sözcükler genelde “akla yatmayan, akıl dışı” sözcüklerden oluşur.

    12. Sayfa
    O kadar kibirli ki burnundan kıl aldırmıyor. (kibirli anlamında)İşe alacağın adama dikkat et, eli uzun biri olması. (hırsız anlamında)Onun ağzı iyi laf yapar, benden söylemesi. (güzel söz söyleyen anlamında)Söylediğin sözler boğazımda düğümlendi. (ağlamak isterken ağlayamamak)Bana çok sert davranıyor. (incitici davranmak)Bırak bu ayakları kardeş. (bahane bulmak)Bu davranışınla gözümden düştün. (itibarını kaybetmek)Söylediği sözler bana çok ağır geldi. (üzücü gelmek)Beni kırdığın için benden özür dilemelisin. (incitmek)Çok sıcak kanlı bir adamdı. (samimi anlamında)

    13. Sayfa
    TERİM ANLAM Bir zümreye; meslek grubuna, spor dalına, iş alanına vs. ait özel sözcüklerdir. Bu sözcüklerin bazıları sadece terim anlamda kullanılırken bazıları da kimi zaman terim anlamda kimi zaman gerçek, mecaz ve yan anlamda kullanılabilir.

    14. Sayfa
    Bu şiirin ölçüsü 7’li hece ölçüsüdür. (“Ölçü” sözcüğü edebiyat alanına ait terim anlamda kullanılmıştır.)Ölçü birimlerimiz Cumhuriyetle birlikte değişmiştir. (“Ölçü” sözcüğü gerçek anlamda kullanılmıştır.)Bu sefer ölçüyü gerçekten kaçırdı. (“Ölçü” sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır. )

    15. Sayfa
    ÖRNEKLER Ölçü, şiir, uyak, kafiye, redif, mecaz, aliterasyon, kinaye… (Edebiyat terimleri)Üçgen, açı, kenarortay, dikdörtgen, kare, prizma… (Geometri terimleri)Skeç, tekst, metin, rol, dekor, suflör, perde, oyun, provs… (Tiyatro terimleri)Hukuk, hakim, mahkum, adalet, celse, dava, beraat, müebbet, hapis… (Hukuk terimleri)Doktor, hasta, eks olmak, steteskop, kalp, acil… (Tıp terimleri)

    16. Sayfa
    UYARIBir sözcüğün terim anlamda kullanılıp kullanılmadığını anlamak için cümledeki anlamına mutlaka bakın ve ona göre karar verin.Üçgenin iç açılarının toplamı 180 derecedir. (Terim anlamda)Bu olaya bakış açınızı değiştirmelisiniz. ( Yan anlamda)

    17. Sayfa
    YGS Türkçe Sözcükte Anlam Çıkmış Soru AnaliziBiliyorsunuz sözcükte anlam konusu müfredatımızda “Sözcükte ve söz öbeğinde anlam” başlığıyla geçer. Bu sebeple YGS Türkçede ve LYS Edebiyatta ve diğer sınavlarda çıkacak sorularda sözcük ve söz öbeği şeklinde karşımıza gelecektir. Şimdi gelebilecek soru kalıplarına bakalım:– Bu parçada “……………………” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?– Parçada geçen “………………….” sözüyle sanatçıya ait hangi özellik belirtilmek istenmiştir?– Parçada geçen altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?– Aşağıda verilen cümlelerden hangisi ayraç () içindeki anlamını karşılamamaktadır?– Boş bırakılan yere aşağıdaki deyimlerden hangisi getirilmelidir?– Yukarıda verilen sözle aşağıdaki kavramlardan hangisi ilişkilidir/ ilişkilendirilemez?– Numaralı cümlelerin hangisinde/altı çizili söz öbeklerinin hangisinde mecazlı bir söyleyiş yoktur?– Yukarıdaki paragrafta boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre hangisi getirilmelidir?

    18. Sayfa
    Bu akşam sinemaya gidelim mi?Film çevirmeyi bırak da doğruları anlat.Sözcükte anlam Türkçenin en önemli konusudur.Pantolonumun paçasını yaptırmak için terzi arıyorum.Bu işi eline yüzüne bulaştırmadan hallet.Başarı herkese göre değişir.Dolabın gözünden telefonu getirir misin?

    19. Sayfa
    2. SÖZCÜKLER ARASI ANLAM İLİŞKİLERİEş Sesli Kelimeler (Sesteş Sözcükler)

    20. Sayfa
    Topa vururken elimi çok kötü incittim.El elin eşeğini türkü çağırarak ararmış. (Bu iki örneğe baktığımızda iki örnekte de “el” sözcüğünün kullanıldığını görüyoruz. Ancak birinci cümlede el sözcüğü insana ait bir organ, ikinci cümlede ise “yabancı” anlamında kullanılmıştır. Yazılışları aynı anlamları farklı olduğu için eş sesli sözcüktür diyoruz. )

    21. Sayfa
    ÖRNEKLER“Bu kart hatunun, bu içi dışı pörsük kadının hâlâ piyasa yeri araması beni çıldırtıyor.” – H. E. Adıvar (Kart sözcüğü yaşlı anlamında kullanılmıştır.) Ona bir giriş kartı çıkaralım da rahat girsin. (Kart sözcüğü basılı kâğıt anlamında kullanılmıştır.)Bir bardak çay alabilir miyim? (Çay sözcüğü içilecek bir tür sıvı anlamında kullanılmıştır.) Gençken bu çayda az mı yüzdük? (Nehir, akarsunun küçüğü demektir.)Ayakkabı bağın çözülmüş; dikkat et, düşme. Bağ bozumu ne zaman biliyor musunuz?Sınavdan yüz aldı diye nasıl da seviniyor. Bu şekilde davranırsan bir daha yüzümü göremezsin.

    22. Sayfa
    UYARI 1 Şapkalı harfler eş sesli sözcük olarak alınmaz. Örneğin:Sabahtan beri bekliyorum hâlâ gelen giden yok.Halamı kahvaltıya çağıralım mı?

    23. Sayfa
    uyarI 2 Sesteş sözcüklerle yapılan söz sanatına “cinas”, kafiyeye “cinaslı kafiye”, aşağıdaki gibi manilere de “cinaslı mani” denir.

    24. Sayfa
    Zıt Anlamlı Sözcükler (Karşıt Kelimeler)

    25. Sayfa
    ÖRNEKLERZıt Anlamlı Sözcüklere Örnekler Büyük-küçük, ileri-geri, aşağı-yukarı, acı-tatlı, sert-yumuşak, doğru-eğri, doğru-yanlış, büyüklük-küçüklük, üst-alt, iç-dış, var-yok, açık-kapalı, açık-koyu, vb.

    26. Sayfa
    UYARI 1 Dikkat ederseniz yukarıda yazdığım örneklerde “doğru” ve “açık” sözcüklerini koyu renkte yazdım. Bu sözcüklerin iki farklı zıt sözcükleri bulunuyor. Çünkü zıtlık yani karşıtlık sözcüğün cümlede kazandığı anlama göre değişebilir. Hemen aşağıdaki örneğimize bakalım: Dikkat edersen oradaki ağaç doğru durmuyor. (Zıttı “eğri” sözcüğüdür.) Benimle lütfen doğruları konuş. (Zıttı “yalan” sözcüğüdür.)

    27. Sayfa
    UYARI 2 Bir eylemin olumsuzu onun zıttı değil olumsuzudur. “Gelmek” sözcüğünün zıttı “gelmemek” değil, “gitmek”tir.

    28. Sayfa
    Eş Anlamlı Sözcükler (Anlamdaş Kelimeler)

    29. Sayfa
    Aynı varlığı, düşünceyi, davranışı karşılayan sözcüklerdir. Tek başlarına veya cümle içerisinde birbirilerinin yerine koyulduğunda anlamda değişme olmaz. Eş anlamlılık genellikle yabancı dillerden dilimize girmiş sözcükler ile bizim dilimizdeki sözcükler arasında olur. Siyah-kara, al-kırmızı, öğrenci-talebe, okul-mektep, öğretmen-muallim, bencil-egoist, deniz-derya gibi.

    30. Sayfa
    Eş anlamlılık bazen de kökeni Türkçe iki sözcük arasında olabilir.İşitmek-duymak, yollamak-göndermek, küçük-ufak gibi.

    31. Sayfa
    UYARI 1İki sözcüğün anlamdaş sayılabilmesi için aynı cümlede birbirinin yerine kullanılabilir olması gerekiyor.Kara en sevdiğim renktir.Yüz karası bir insansın sen. Bu örneklere baktığımızda birinci cümledeki “kara” sözcüğü renk anlamında kullanılmış; ikinci cümlede ise deyim içerisinde olumsuz bir anlamda kullanılmış. Birinci cümledeki “kara” sözcüğünün yerine “siyah” sözcüğünü kullanabilirken ikinci cümledeki “kara” sözcüğünün yerine “siyah” ı kullanamayız.  Demek ki, bir sözcüğün eş anlamlısı cümlede kazandığı anlama göre değişebilir.

    32. Sayfa
    Yakın Anlamlı Sözcükler

    33. Sayfa
    Aynı anlamı taşıyor gibi görünen fakat temelde aynı anlamı taşımayan sözcüklerdir. Bu sözcükler birbirine çok yakın anlam taşırlar.Çekingen – korkak: Bu iki sözcük birbirinin yerine kullanılmaz. İkisi de bir benzer duyguları ifade eder, bir şeyi yapmak istemeyen anlamı taşır. Fakat korkaklık çekingenlikten daha ileri boyuttadır.Yalan – yanlış: İkisi de kötü bir şeydir. Doğru olmayan şeydir. Her ne kadar aynı anlamı taşıyor gibi gözükse de birbirinden farklı anlamlar taşır.

    34. Sayfa
    Resim – fotoğraf: Birbirinin yerine yanlış bir şekilde en çok kullanılan iki sözcük resim ve fotoğraf sözcüğüdür. Bu ikisini birbirinin yerine kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar. Çünkü, resim çizilirken fotoğraf çekilir.Yakın anlamlı diğer sözcükler: kırılmak-darılmak, uğraş-didinmek, azımsamak-küçümsemek, mutluluk-sevinç, istemek-dilemek gibi. Yakın anlamlı sözcüklerin birbirinin yerine kullanması “yanlış sözcük kullanımı” başlığıyla bir anlatım bozukluğu oluşturur.

    35. Sayfa
    Sözcük AnlamIyla İlgİlİ Temel KavramlarGenel ve Özel Anlamlı Sözcükler

    36. Sayfa
    Birbiriyle ilgili bazı kavramları anlatan sözcükler bazen birbirine göre daha dar veya genel anlam taşıyabilir. Bu tarz sözcükler testlerde ve ÖSYM sorularında  “özelden genele” veya “genelden özele” sıralama şeklinde karşımıza çıkar. ÖRNEKLERmahalle, semt, ilçe, il, bölge, ülke (özelden genele doğru sıralama)bitki, ağaç, çam, iğne yapraklı çam (genelden özele sıralama)şiir, edebiyat, sanat (özelden genele sıralama)

    37. Sayfa
    Nİtel ve Nİcel AnlamlI Sözcükler Nitel Anlam:Herhangi bir alet ile ölçülemeyen, miktarı tespit edilemeyen, sayılamayan varlıklar için kullanılan bir anlamdır. İyi insan, önemli devlet adamı, saygın kişi gibi.Nitel anlam sözcüğü aklımıza “Levent, çok nitelikli bir insandı.” örneğinden gelsin. Levent’in nitelikli olmasını ölçebilir misiniz? Hayır. Demek ki “nitel” anlam ölçülemeyen anlamdır. Nicel Anlam:Miktarını tespit edebildiğiniz, sayabildiğiniz, değerini biçebildiğiniz varlıklar için kullanılan bir anlamdır. Büyük ev, küçük araba, beş taş, yüz lira, ağır torba, hafif masa gibi.Sabahları bayat ekmekten tost yaparız. ( Ekmeğin bayat olup olmadığını dokunarak ölçebiliriz. Dolayısıyla nicel anlamlıdır.)

    38. Sayfa
    Büyük bir tavşan avladı bugün. (Tavşanın büyüklüğü, küçüklüğünü tespit edebiliriz. Nicel anlam)Ağır olan poşeti o taşıdı. (Poşetin ağırlığı ölçülebilir. Nicel anlam)Bizim kızı isteyen çocuk çok ağır birisi. Nerede nasıl davranacağını biliyor. ( Ağırlık burada ölçülebilen bir özellik değildir. Dolayısıyla nitel anlamlıdır.)Çok terbiyeli bir kız yetiştirmişsin. (Terbiyelilik ölçülemeyeceği için nitel anlamlıdır.

    39. Sayfa
    Ad Aktarması / Mecaz-ı Mürsel / Düz Değişmece Bir sözcüğün herhangi bir benzetme amacı güdülmeden bir başka sözcük yerine kullanılmasıdır. Benzerlik dışında bir ilgi ile kurulur. Birkaç farklı şekilde yapılır:

    40. Sayfa
    İç – DIş İlİşkİsİ:Ayaklarını çıkarmadan içeri girme sakın! (Çıkarılacak olan ayak değil ayakkabıdır. Burada ayak söylenerek ayakkabı kastediliyor. İç dış ilişkisi sebebiyle ad aktarması yani mecaz-ı mürsel vardır. )O tabağın hepsi bitecek ona göre. ( Tabak denerek içindeki yemek kastediliyor. İç dış ilişkisi ile ad aktarması vardır. )Bey, sobayı yak da ısınalım. (Yanacak olan soba değil içindeki odun ve kömürdür. )Bu çuvalı da ayıklayalım mı? (Çuval derken içindeki pirinç kastediliyor.)

    41. Sayfa
    Parça – Bütün İlişkisi:Ünlü raket yarın Yozgat’a geliyor. (Raket derken tenisçi kastediliyor.)Sanki iki göz bizi izliyor. (Göz derken insan kastediliyor.) Sanatçı – Eser İlişkisi:Tanpınar okumayı çok severim. (Tanpınar’ın romanları kastediliyor.)Zeki Müren dinlemeyi çok severim. (Zeki Müren’in şarkılarını)

    42. Sayfa
    Yer, Yön, Bölge – İnsan İlişkisi:Ankara bu konuda çok karamsar düşünüyor. (Ankara’daki meclis)Sivas bugün kan ağlıyor. (Sivas’ta yaşayan halk.) Neden – Sonuç İlişkisi:Çok şükür ki bereket yağıyor. (Yağmurun yağması sonucu ekinlerde bolluk ortaya çıkar bu da bereket sözcüğü ile ilişkilendirilir. Bu sebeple yağmur yağıyor yerine bereket yağıyor sözüyle ad aktarması yapılmıştır.

    43. Sayfa
    DolaylamaBir sözcükle ifade edilecek varlık veya kavramı anlatımı güzel hale getirmek amacıyla birden fazla sözcükle ifade etmektir. Dolaylama örnekleri dilimizde sınırlıdır. Bu sebeple örnekleri birkaç kere tekrar etmeniz çıkabilecek sorularda doğru cevabı hızlı bir şekilde bulmanızı sağlayacaktır.ÖRNEKLERFile bekçisi = kaleciYavru vatan = KıbrısHayat arkadaş = eşVatan şairi = Namık KemalVatan borcu = askerlikBeyaz altın = pamukKara elmas = kömürAta sporu = güreşAltın bilezik = meslek

    44. Sayfa
    Güzel AdlandIrmaSöylendiği zaman insanda tiksinti, korku veya olumsuz duygular, düşünceler uyandıracak sözcükleri direkt söylemek yerine güzel bir biçimde farklı sözcüklerle söylemektir.UYARIHer güzel adlandırma aynı zamanda bir dolaylama örneğidir. Ancak her dolaylama bir güzel adlandırma örneği değildir.ÖRNEKLERİnce hastalık = veremDört kolu = tabutSon yolculuk = ölümGörme engelli = körBedensel engelli = sakatZihinsel engelli = gerizekalıVerem = ince hastalık

    45. Sayfa
    Anlam AktarmalarI (Deyİm AktarmasI) İnsandan Doğaya Aktarmaİnsana ait bir özelliğin tabiattaki varlıklara aktarılmasıdır.Duvarlar bana bir şey anlatmaya çalışıyor. (“Bir şeyler anlatmak” insana ait bir özelliktir. Burada bu işi duvar yaptığı için insandan doğaya aktarma vardır.Kitap okunmamış yaprakları ile bana sesleniyordu adeta. (“Seslenmek” insana ait bir özelliktir. Kitaba bu özellik yüklenmiş ve insandan doğaya aktarma yapılmıştır.)

    46. Sayfa
    UYARIİnsandan doğaya aktarım edebi sanatlardan “TEŞHİS” sanatının ve bazen de “İNTAK” sanatının karşılığıdır. Ayrıca şöyle de bir kuralımız vardır: “Kişileştirmenin olduğu her yerde kapalı istiare vardır.” Bu kurala göre insandan doğaya aktarmanın olduğu her yerde kapalı istiare (eğretileme) sanatı da vardır.Bulutların keyfi kaçmış gibi görünüyor.Sandalyede horon tepiyor havası var.

    47. Sayfa
    Doğadan İnsana AktarmaTabiata, canlı-cansız varlıklara ait bir özelliğin insana aktarılmasıdır. Yani bir üstteki aktarmanın tam tersidir.Bana çok soğuk davranıyor. (Soğukluk tabiata ait bir özelliktir. Burada insana ait bir özellik gibi kullandığı için doğadan insana aktarma vardır.)Çok olgun bir beyefendi, bana da çok kibar davranıyor. (Olgunluk meyvelere ait bir özelliktir. Burada insanın bir özelliği olarak kullanılmış ve doğadan insana aktarma yapılmış.Sert bakışları ile beni sindireceğini zannediyor ama yanılıyor. (Sertlik tabiata ait bir özelliktir. Burada insana ait bir özellikmiş gibi kullanmıştır.)

    48. Sayfa
    Doğadan Doğaya AktarmaBurada da doğaya ait bir özelliğin yine doğadaki bir başka varlıkta kullanılmasıdır.Kargaburnu, köpek balığı, büyük ayı yıldızı, kuş burnu. (Buradaki örneklere baktığımızda hepsinde tabiata ait iki varlığın özeliğini bir arada kullanmış.)

    49. Sayfa
    Duyular ArasI AktarImİnsanın bir duyusuna ait özelliğin başka bir duyusuna aktarılmasıdır.Sokaktan acı bir fren sesi duyuldu. (Burada fren sesi derken duyma organı devreye girer. Ancak fren sesinin acı olması ile birlikte tatma duyusuna ait bir özelliğin işitme duyusuna aktarıldığını görebiliriz.)Mutfaktan keskin bir koku geliyordu. ( Keskinlik dokunma duyusuna aittir ancak burada kokuya yüklenmiş. Yani dokunma duyusu ile koklama duyusu arasında aktarım yapılmış. )

    50. Sayfa
    4.Söz Öbeklerİnde AnlamDeyimler

    51. Sayfa
    Deyim Örnekleri* Aşağıdaki deyim örnekleri Türk Dil Kurumu’nun Deyimler Sözlüğü’nden alınmıştır.başı ağrımak:   sorunu olmak, sıkıntı içinde bulunmak.kafa bulmak: alay etmek.kafa eskitmek: zihni yoran sorunlarla sürekli uğraşmak: ?Ne gücünü aşan meseleler için çene yormaya, kafa eskitmeye niyeti vardı ne de kendi başarısızlıkları için suçlu aramaya…? -T. Buğra.kafa patlatmak: bir konu üzerinde pek çok düşünmek: ?Sen sabahtan akşama kadar rahat rahat oturuyorsun, ben kafa patlatıyorum.? -H. E. Adıvar.ayağı (ayakları) dolaşmak: yürürken telaştan ayakları birbirine takılmak.

    52. Sayfa
    AtasözlerİAdam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir atlastan olsa çulu: İnsanın değeri zengin olmakla artmaz, asıl olan insanlığıdır.At, adımına göre değil, adamına göre yürür. :Atın yürüyüşü binicisinin yönetimine bağlı olduğu gibi bir işin gidişi de iş başındakinin bilgisine ve çabasına bağlıdır.At ölür meydan (nalı) kalır, yiğit ölür şan (namı) kalır. : Yaşarken iyi işler yapmalı, iyi bir ad bırakılmaya çalışılmalıdır.Acemi katır kapı önünde yük indirir.: Beceriksiz ve anlayışsız kişi kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır.

    53. Sayfa
    İkİlemelerYavaş yavaşUsul usulHızlı hızlıAşağı yukarıGide geleYapa yapaAbur cuburIvır zıvırPalas pandırasKılık kıyafetCicili biciligüzel güzelAnlamı kuvvetlendirmek, pekiştirmek ve anlatıma güzellik katmak için oluşturulan söz gruplarıdır. İkilemeler aynı sözcüklerin tekrarı, zıt sözcüklerin yan yana gelmesi gibi farklı şekillerde oluşturulur.

    54. Sayfa
    YansIma SözcüklerTabiat taklidi olan seslere yansıma sesler denir. Bazı teorilere göre yansıma seslere dilin ilk sesleri denmiştir. Doğadaki sesleri, hayvan seslerini vs. taklit eden insan zamanla kendi dilini öğrenmiştir.UYARIYansıma sözcükler “isim soylu sözcükler”dir. Yansıma sözcüklerden gelen sorular genelde “yansımadan türemiş eylem veya isim” şeklinde karşınıza gelebilir. Bu soru türlerine mutlaka dikkat edin. Tuzaklı bir sorudur.Hırlamak, havlamak, cızlamak, fısıldamak, fısıltı, horultu, horuldamak, patırtı.

    55. Sayfa
    ÇAĞDAŞ YURTTÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENİ

  • 0
    Önizleme: 11 ay önce

    Bu sunuma açıklama eklenmemiş.

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    Kelime Bilgisi Kelime (sözcük): Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır.  style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    2. Sayfa
    Kelimede AnlamKelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_y

    3. Sayfa
    Anlam Bakımından KelimelerKelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    4. Sayfa
    A) Anlam Bakımından Kelimeler1. Gerçek Anlam (Temel Anlam) Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna "temel anlam" da denir. Meselâ, “ağız” dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. “göz” kelimesi de öyle. Soğuktan su boruları patlamış. Ayağında eski bir spor ayakkabı var.style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    5. Sayfa
    Biraz sonra toprak bir yola girdik.Kanadı kırık bir martı gördüm.Soğuk sudan boğazı şişmişti.Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.Dün gece erken yattım.Sıcak çorbayı içince rahatladım.Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.Ahmet’in burnu iyi koku alır.Ağzında yaralar oluşmuştu.style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    6. Sayfa
    Temel anlam: Baş: KafaYan anlam: Baş: 1. Tane (bir baş soğan) 2. Önder, yönetici (ustabaşı) 3. Başlangıç (köprübaşı) 4. Uç (topluiğnenin başı) Burun: Koku alma organı Burun: 1. Bir nesnenin ön kısmı (geminin burnu) 2. Karanın denize uzandığı bölüm, uç nokta (Sinop Burnu)

    7. Sayfa
    Aşağıdakilerden hangisinde altı çizili sözcük gerçek (temel) anlamda kullanılmamıştır?A) A) Patron ne düşünürse düşünsün, kimsenin kuyruğu olamam ben. B) Yerdeki cam parçaları topuğunun kanamasına sebep oldu.C)Etrafımı çevreleyen her şey bana onu hatırlatmaya yetiyor.D) İdarenin verdiği cezaya  üç gün içinde itiraz etme hakkı var.E) Veteriner, kanatlarını iyileştirdiği güvercini gökyüzüne saldı.

    8. Sayfa
    Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi gerçek anlamında kullanılmıştır?Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğumErimiş ruhlarımız bir derdin potasındaSenin gölgeni içmiş, onun gözbebekleriKara gökler kül rengi bulutlarla kaplıBana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta

    9. Sayfa
    2.Yan AnlamTemel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_y

    10. Sayfa
    Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “iğnenin gözü”, “çantanın gözü”, masanın gözü” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.Meselâ, “düşmek” kelimesi “Meyveler tek tek yere düştü” cümlesinde temel anlamda; “Çocuğun pantolonu düşüyordu”, “Bu yılın ilk karı düştü” ve “Kavakların gölgesi yola düştü” cümlelerinde yan anlamdadır.style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    11. Sayfa
    Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf)Gülün tomurcukları sabahleyin patlamış.Uçağın kanadı havada parçalanmış.Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum.Köprünün ayağına bomba koymuşlar.Şişeyi boğazına kadar doldurdu.Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim.Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı.Yokuşun başına kadar koştuk.style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    12. Sayfa
    3.Mecaz Anlam Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.Bu konuyu bir daha açmayacağım.Derdim çoktur, hangisine yanayım.style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    13. Sayfa
    Derdim çoktur, hangisine yanayım.Doktora boş gözlerle bakıyordu.Bu şarkıya bayılıyorum.Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı. Yakında savaş patlayacak.style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    14. Sayfa
    Gerçek anlamZarfı damgaladı.Köpek kudurdu.Yatmadan önce ocağı söndürdü.Elbisesini lekeledi. Hırsız polisin elinden kaçtı.Ekmeğin kaç lira olduğunu bilmiyor musun? Usta motoru yağladı.Ağacı baltaladı.Mecaz anlamAdamı hırsız olarak damgaladılar.Eve geç kaldığım için annem öfkesinden kudurdu.Deprem binlerce insanın ocağını söndürdü.Babasının adını lekeledi.Ayşe'nin uykusu kaçtı. Bu işin tadı kaçtı.İstanbul'a ekmek parası kazanmaya gitti.Annemi iyiden iyiye yağladım, geç kalmamama bir şey demez artıkEnflasyonun yükselmesi ekonominin iyiye gidişini baltaladı.

    15. Sayfa
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, birinci cümlede gerçek, ikinci cümle­de mecaz anlamıyla kullanılmamıştır?A)Bu sabahki ekmek iyi kabarmıştı. Çocuk, boyuna bakmadan herkese kabarıyordu.B)Annesi onu yoğurt mayası almaya yolladı. Görevli, mayası bozuk birine benziyordu.C)Ben babamın yazısını kolaylıkla okurum. Suçlu olduğunu yüzünden okumuştu.D)Bakkala olan borcunu maaş alınca ödeyecekti. Kazandığımız bu zaferi kanımızla ödedik.E)Oyuncular sahnede rollerini çok iyi oynadılar. Bize karşı hep iyi insan rolü oynardı.

    16. Sayfa
    4.DeyimlerDeyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.Her gördüğüne dudak büküyordu.Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    17. Sayfa
    Deyimlerin Özellikleria) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. b) Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.Meselâ "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez,"ocağına incir ağacı dikmek" yerine "ocağına çam ağacı dikmek" denilemez,"ayıkla pirincin taşını" yerine "ayıkla bulgurun taşını" denilemez,"dilinin altındaki baklayı çıkar" yerine "dilinin altındaki şekeri çıkar" denilemez.style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    18. Sayfa
    c) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: “Çam sakızı çoban armağanı”, “dili çözül-”, “dilinde tüy bit-”, “dilini yut-”d) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:ağzı açık, kulağı delik,eli uzun, kaşla göz arasında,2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.Yorgan gitti, kavga bitti.Dostlar alışverişte görsün,style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    19. Sayfa
    e) Deyimler özel anlamlı sözlerdir. Deyimler genel yargı bildirmezler. Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar. Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur. Meselâ: "İşleyen demir ışıldar" atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.style.visibilityppt_xppt_y

    20. Sayfa
    f) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır. Çantada keklik, ağzı açık, kulağı delik, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap, ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun ..style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    21. Sayfa
    g) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu. (Yüklem)Damarıma basmadan konuşamaz mısın? (Zarf tümleci)Aslan payı ona düştü. (Özne, isim tamlaması)O, dik kafalı biridir. (sıfat tamlaması, sıfat)h) Kafiyeli deyimler de vardır:Ele verir talkımı, kendi yutar salkımıstyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    22. Sayfa
    Ne yapacağını bilmiyordu, iki arada bir derede kalmıştı.Altı çizili deyimin cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?Sorunlara sabırsızca yaklaştığın sürece başarılı olamazsın.Babasından izin almadığı için dışarı çıkıp çıkmama konusunda kararsız kalmıştı.Bu tabloya her bakışında yüzünde bir çaresizlik ifadesi belirdi.Acemi katır kapı önünde yük indirir, sözünün ne kadar doğru olduğunu anlamıştı.Böyle isteksizce hareket etmesi hepimizi çileden çıkarmıştı.

    23. Sayfa
    5.Terim AnlamBir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.Örnek: "Ekvator" kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.Örnek: kök, mısra, muson.“yüklem, özne, kök, zarf”, dil bilgisi terimleri; “üçgen, daire, çap”, kelimeleri de geometri terimleridir.style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    24. Sayfa
    6. Soyut AnlamBeş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.Hayal, rüya, düşünce, menfaat, sevgi, korku, güzellik... style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    25. Sayfa
    7. Somut AnlamBeş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak...Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.“Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum.”“Adam yıldızlara basa basa yürüyordu.”style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    26. Sayfa
    Somutlama ve Soyutlama Somutlama (somutlaştırma):Şimdi en çok karıştırılan durumlardan birisi olan somutlamanın ne olduğuna bakalım.Aslında soyut olan bir anlamı somutlaştırarak anlatmaktır. Ya da o kelimeyi somut bir şeyi ifade etmek için kullanmaktır. Hemen örneklere bakalım:style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    27. Sayfa
    hayal: hayal aslında soyut bir şeydir. Çünkü beş duyu organımız ile algılayamayız. Ama hayal sözcüğünü aşağıda somutlaştırarak beş duyu organımızla algılayabileceğimiz bir şeyin yerine kullandık:hayallerime kanat takıp uçuracağım ( Burada hayal sözcüğü kuşa benzetilmiş. Yani somut bir varlık yerine kullanılmıştır.)düşüncelerime gem vurmalıyım (Burada da düşünce aslında soyut bir şeydir. Ancak düşünce kurcalanan bir şey yerine kullanıldığı için somutlama yapılmıştır.güzelliği bana bir beden büyük geliyor ( güzellik aslında soyut bir kavramdır. Burada ise giyilecek bir kıyafet gibi kullanılmıştır. Yani somut bir varlık gibi. Bu nedenle somutlama yapılmıştır.

    28. Sayfa
    Soyutlama (soyutlaştırma):Soyutlama da, somutlamanın tam tersi bir özelliğe sahiptir. Yani aslında somut olan bir şeyi soyut gibi kullanmak, somut olan sözcüğü soyut anlamda kullanmaktır. Örnekler:Attığı taş kafamı yardı.Bu cümlede taş sözcüğü somut anlamlıdır. Elle tutulabilir bir varlıktır. Şimdi ise taş sözcüğünü soyut anlamda kullanalım:Çok taş kalplisin. ( Bu cümlede de taş sözcüğü, duygusuz anlamında kullanılmıştır. Yani somutken soyut yapılmıştır. )Aslanların yüreği yaklaşık 1 kilogram gelir.Yürek sözcüğü testlerde sıklıkla karşılaşacağımız sözcüklerden bir tanesidir. Yürek, kalp demektir. Yani elle tutulan bir organımızdır. Şimdi yüreği soyut anlamda kullanalım:Çok yüreksiz bir çocuktu Ahmet. ( Bu cümlede ise yüreksiz derken korkak anlamı vurgulanmak istemiştir. Yani somutken soyut yapılmış, soyutlama yapılmıştır. )

    29. Sayfa
    Anlatımı daha anlaşılır kılmak için soyut anlam­lı sözcüklerin somut sözcüklerle karşılanması­na "somutlama" denir.Buna göre aşağıdaki dizelerin hangisinde somutlamaya başvurulmuştur?Bilsen ne haldeyim ruhumun yaraları kanar.Canı candan farklı bilme ne olurÖyle yalnızım ki bu yıkık yerdeGölgem bile bedenimden uzakKalem kaşlarını çatma ne olur

    30. Sayfa
    8. Nicel ve Nitel AnlamNİTELİK VE NİCELİK ANLAMLI SÖZCÜKLER: Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan sözcüklere nitelik anlamlı sözcükler denir. Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen ya da azalıp çoğalabilen durumunu bildiren sözcüklere nicelik anlamlı sözcükler denir.

    31. Sayfa
    *Az ileride birkaç kişi seni bekliyor. (nicel)*Bugün oldukça kötü bir zaman geçirdim. (nitel)*Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel ) İki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nitel, nicel) * Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. (nitelik )

    32. Sayfa
    UYARI: Bazı sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de. * Yaptığı işte iyi para kazanıyordu. ( nicel ) * O iyi bir insandı. ( nitel ) * Bu soğuk havada bir de senin soğuk esprilerini çekemem. ( nicel, nitel ) * Bu şehrin havası sıcak olduğu gibi insanları da sıcaktır. ( nicel, nitel) Görüldüğü gibi nitelik anlamlı sözcükler, genellikle niteleme sıfatı ve durum zarfı görevindedir. Nicelik anlamlı sözcükler ise ölçü - miktar zarfı , belgisiz sıfat veya sayı sıfatı görevindedir.

    33. Sayfa
    9. GENEL VE ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLERGENEL VE ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER: Karşıladıkları varlığın tamamını belirten sözcüklere genel anlamlı sözcükler denir. Tek bir varlığı karşılayan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir. Varlıkların genelden özele doğru sıralanışı : Varlık- canlı- hayvan- keçi- Ankara keçisi.

    34. Sayfa
    * Çocuk, geleceğin teminatı olduğundan ben çocuğumun iyi yetişmesini istiyorum. ( 2. si 1. sine göre daha özel) * Kitap, insanın en iyi dostudur. ( genel) * Bu kitabı arkadaşıma ödünç verdim. (özel ) * Eğitim- öğretim sadece okulda yapılmaz ( genel) * Okulumuz, şehrin en eski binasıdır. (özel )

    35. Sayfa
    10. İKİLEMESözün anlamını pekiştirmek, onu zenginleştirmek ya da değişik anlam ilgileri oluşturmak için iki sözün bir araya getirilmesiyle oluşan söz öbeğidir. İkilemeler yapıca ve anlamca farklılıklar gösterir. a. Aynı sözcüğün tekrarıyla yapılabilir.Usul usul sınıfı terk etti.Koşa koşa geldi. b. Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla yapılabilir.Yalan yanlış sözlerle ortalığı karıştırdı.Artık kimsede ar namus kalmadı.

    36. Sayfa
    c. Karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla yapılabilir.Aşağı yukarı iki aydır kimse uğramadı buraya.İşin aslını er geç öğreneceğim. d. Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle yapılabilir.Eğri büğrü yollardan denize ulaştık.İçeriye ufak tefek bir adam girdi.

    37. Sayfa
    e. Her ikisi de anlamsız sözcüklerle yapılabilir.Ivır zıvır eşyaları tavan arasına kaldırdık.Böyle eften püften sebeplerle oyalama beni.  f. Sözcüklerden biri ya da her ikisine ekler getirilerek yapılabilir.Beni baştan aşağı şöyle bir süzdü.Onunla başa baş mücadele etti.Her ikileme cümleye değişik bir anlam katar.Yüzüme acı acı gülümsedi. (kuvvetlendirme)Gideli aşağı yukarı iki gün oldu. (ihtimal) Ivır zıvır eşyaları atın. (değersiz)Caddede sıra sıra ağaçlar vardı. (çokluk)

    38. Sayfa
    Yansıma Sözcük Doğadaki seslerin insanlar tarafından taklit edilmesine denir. * Bu köpek neden havlıyor? * Bir patlama sesiyle irkilmiştik. * Bu aylarda kediler çokça miyavlar. * Bu sözlerim üzerine sınıfta homurtular başladı. * Köyde sabahleyin koyunların meleyişleriyle uyandık.

    39. Sayfa
    B)Kelimeler Arasındaki Anlam İlişkileri1. EŞ ANLAMLI KELİMELERYazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç...style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    40. Sayfa
    2.Sesteş KelimelerYazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır.Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emirNeden kondun a bülbül kapımdaki asmayaBen yarimden vazgeçmem götürseler asmayaKır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyazYazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işistyle.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    41. Sayfa
    3. Zıt Anlamlı KelimelerAnlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir.Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek,Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı satılmaz.“sevinmek” karşıtı sevinmemek değil “üzülmek”tir.Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.“doğru” kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede “eğri” olurken, diğerinde “yanlış” olabilir.style.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    42. Sayfa
    BUCAKMAKÜ-HTMYO2010

Kelimede Anlam Videoları

  • 5
    11 ay önce

    Bu videoya açıklama eklenmemiş.

    10 ay önce güzel olmuş
  • 4
    11 ay önce

    Kelimede Anlam ve Kavram

    10 ay önce aynı şekilde buda güzel olmuş

Kelimede Anlam Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Kelimede Anlam Ek Bilgileri

Bu yazıya sende yeni bilgi ekleyerek gelişmesine yardımcı olabilirsin..

Kapak Resmi
Kelimede Anlam
Yazı İşlemleri